Yolculuğuna 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü kazanarak başlayan ve sonrasında pek çok festivalde dikkatleri üzerine çeken Karanlık Gece artık Netflix’te.
Filmeridis
Türkiye’nin yakın tarihinde “Dış Hatlar” kavramı akıllara ülkenin kaybettiği mühendisleri, yazılımcıları ve Avrupa’nın ya da Amerika’nın kazandığı garsonları, taksi şoförlerini getiriyor. Gitmek’le ilgili bir şey dış hatlar. Erinç Durlanık’ın yazıp yönettiği Dış Hatlar’da (2021) Deniz’e piyangodan greencard çıkmıştır. Gidecektir. Ama aslında Gidememek’le ilgili bir film Dış Hatlar.
1969’da çıkan bir New York Time Magazine yazısında François Truffaut için “Homo cinematicus” tabiri kullanılıyor: “Neredeyse bütün uğraşları dışlayarak hayatı saniyede 24 çerçeveyle yaşayan yeni bir tür.” Sinema Truffaut’nun en büyük tutkusuydu. Truffaut da sinemanın belki de en büyük karakteriydi. Yaşasaydı bugün 90. doğum gününü kutlayacaktı. Yaşayamadı. Çok erken, henüz 59 yaşındayken, bir beyin tümörü kopardı onu hayattan. Ama geriye bıraktığı filmler ve yazılar hala sinema dünyasını etkiliyor.
Mavi, beyaz ve kırmızı: Fransa bayrağının renkleri özgürlüğü, eşitliği ve kardeşliği simgeliyor. Bayrağın ilham kaynağının Krzysztof Kieślowski’nin ünlü üçlemesi olduğunu söylemek isterdik ama gerçek öyle değil. Kieślowski, Üç Renk üçlemesini 1994’te tamamladı. Ne bu üçleme ne de diğer filmleri güzelliğinden bugüne dek bir şey kaybetti. Ölümünden 25 yıl sonra dahi Kieślowski Avrupa tarihinin en önemli sinemacılarından biri.
Ekim ayı başlarında İngiltere’deyken Empire dergisine bir röportaj vermiştim. Bana Marvel filmleriyle alakalı bir soru sorulmuştu, ben de cevaplamıştım. Birkaç tanesini izlemeye çalıştığımı ve pek de bana göre olmadıklarını, onları hayatım boyunca sevdiğim ve bildiğim filmere değil de eğlence parklarına daha yakın bulduğumu ve dolayısıyla da sinema olarak nitelendirilemeyeceklerini düşündüğümü söylemiştim. Bazı insanlar cevabımın bu son kısmını bir hakaret, ya da…
Bu notlar, Fransız sinemasındaki belli bir eğilimi —psikolojik gerçekçilik denen eğilimi— tanımlamaya ve onun sınırlarını kabaca çizmeye çalışmaktan başka bir amaç taşımamaktadır.




